Rüzgârı Dinleyen Kız
> (Gece serin. Ateşin kıvılcımları göğe sıçrıyor.
Çocuklar battaniyelerine sarılmış, gözlerini şifacıya dikmişler.
Şifacı bastonunu toprağa vuruyor, ses yankılanıyor.)
Şifacı:
— Bu gece size eski bir masal anlatacağım.
Ne kral var içinde, ne de ejderha.
Sadece bir kız, bir rüzgâr ve bir kalp kadar sessiz bir mucize.
Ama iyi dinleyin... çünkü bu masal belki de sizi anlatıyor.
---
🌾 I. Bölüm — Sessiz Vadideki Köy
> Bir varmış bir yokmuş,
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
Dağların ardında, yıldızların bile konuşmaktan çekindiği bir köy varmış.
Bu köyün adı Elyra’ymış.
Bir zamanlar oradan nehir geçer, kuşlar öter, çocuklar gülermiş.
Ama bir sabah, rüzgâr durmuş.
Yapraklar düşmeyi unutmuş, su sesini yitirmiş.
Sanki biri “sus” demiş bütün dünyaya.
Köy halkı zamanla konuşmayı bile azaltmış.
Çünkü ne söyleseler, yankı geri dönmüyormuş.
Sadece biri hâlâ sesleniyormuş:
Küçük bir kız, adı Nara. 🍃
---
🌙 II. Bölüm — Rüzgârla Konuşan Çocuk
Nara her gece köyün tepesine çıkar,
dağın doruğundaki eski taşın üstüne otururmuş.
Gözlerini kapatıp fısıldarmış:
“Rüzgâr… seni duyuyorum.
Dönmek istersen, sana yol gösteririm.”
Bazen dudaklarının kenarından ince bir nefes geçer,
ama bu sadece kendi soluğuymuş.
Yine de inancını hiç kaybetmemiş.
Bir gece, yıldızsız bir gökyüzü altında,
tam susacakken… bir ses duymuş.
Ne insana benziyormuş, ne kuşa.
Bir nefes gibi — sıcak ama görünmez.
“Beni mi çağırıyorsun, küçük insan?” demiş ses.
Nara etrafına bakınmış ama kimse yokmuş.
“Ama sen… konuşuyorsun!” demiş.
“Hayır,” diye gülmüş ses, “ben rüzgârın yankısıyım.”
---
🔥 III. Bölüm — Toprağın Sırrı
Rüzgâr Nara’yı köyün dışına çağırmış.
Onu, çoktan unutulmuş bir vadinin derinliklerine götürmüş.
Orada toprak soluk alır gibi kabarmış,
ve içinden solgun bir ışık süzülmüş.
“Ben bu dünyanın kalbiyim,” demiş Toprak.
“Rüzgâr benim nefesimdi.
Ama insanlar kalplerini sessizliğe kapattı.
Rüzgâr geri dönmek için bir hatıra ister.”
“Ne istiyor?” demiş Nara.
“Kalbinin en sevdiği şeyi.”
Nara’nın yüzü solmuş.
En sevdiği şey masallarıymış —
babasından kalan, kendi çizimleriyle dolu,
rüzgârın bile sayfalarını çevirip dinlediği defteri.
O defteri vermek… demek ki artık kendi sesini susturmak demekmiş.
Ama o gece, köyün uykusunda bile bir umut titriyormuş.
---
🍂 IV. Bölüm — Rüzgârın Dönüşü
Sabah olduğunda, Nara defterini almış,
köyün ortasındaki yaşlı dut ağacının altına gitmiş.
“Masallarımı bırakıyorum,” demiş.
“Eğer bu, rüzgârın dönmesini sağlarsa,
bırakayım sesim de rüzgârın olsun.”
Defteri toprağa koymuş.
Bir an sessizlik olmuş.
Sonra bir yaprak titremiş.
Ardından bir dal.
Sonra tüm köy…
Ve rüzgâr dönmüş. 🌬️
Evlerin çatıları gülümsemiş,
kapılar kendi kendine açılmış,
bütün Elyra birden nefes almış gibi olmuş.
Ama Nara o günden sonra hiç konuşmamış.
Sadece dudakları kıpırdarmış; sesi çıkmazmış.
Yine de herkes bilirmiş ki,
rüzgâr estiğinde, o konuşuyormuş.
---
🌕 V. Bölüm — Şifacının Sözü
Şifacı, ateşi karıştırır.
Kıvılcımlar dans eder, çocukların gözlerinde yıldızlar yanar.
— Ve işte çocuklarım,
kimi zaman konuşmak en sessiz olma biçimidir.
Nara’nın sesi rüzgâr oldu çünkü o,
kendi sevgisini dünyaya verdi.
Unutmayın:
Bir şeyi gerçekten severseniz,
o şey artık sizden kopmaz —
sadece başka bir biçimde yaşar.
Rüzgâr geçtiğinde fısıltı duyarsanız,
belki de o Nara’dır.
Belki de size yeni bir masal anlatıyordur. 🍃
---
Tekerleme sonu:
> Gökten üç tüy düşmüş:
Biri rüzgârla konuşanlara,
Biri susarak anlayanlara,
Biri de ateşin başında bu masalı sonuna kadar dinleyenlere. 🌟
Comments
Post a Comment